2.Tur-Başlamadan Bitmez.
Conquistador-Ne söylediklerini duydun mu?Hiç de uzak olmayan yerlerde başkaları var.O barbarların bize zarar vermek isteyeceklerine eminim.
-Haklısın.Öyle olmasa niye Öğüt bizi uyarsın ki zaten.Öğretmen ne yapıyor anlamıyorum.Nioxia'lar (yabancı olanlara verilen bir ad.) dışardeyken o gün boyu başka şeylerle ilgileniyor.Herkes endişeli.Bende öyleyim.
Oxios fısıltılaşmalar halinde geçen bu konuşmaları heryerde duyuyordu.Şimdi konuşanlarda yeni bir barınak yapan iki kişiydi.Gönderdiği gözcüler endişe verici şeyler söylemişlerdi.Söylediklerine göre büyük bir anakara üzerindeydiler ve başka ırklarda bulunuyordu bölgede.Haliyle bu durum Öğüt'ün uyarısıyla zaten gergin olan halkı iyice endişeye sürüklemişti.Birşeyler yapmazsa durumun daha kötüye gideceği açıktı."İyide elimden ne gelir.Endişeli bir halk nasıl sakinleştirilir ki?Onlara ne söylemeliyim?Ya da ne yapmalıyım?" Sürekli bu düşüncelerle meşguldü.Halkına yardımcı oluyor onları organize çalışmaya teşvik ediyordu ama endişe arttıkça çalışma hızı da belirgin şekilde azalmıştı."Bunu çözmeliyim." Diye düşündü.Amortem'e gitmeye karar vermişti.Orada düşünecek ve çıkar bir yol arayacaktı.
Sakin adımlarla yürüdü.Etrafta barınaklarını güçlendiren,günlük işlerle uğraşan bir kaç kişi vardı.Birden uzak olmayan bir köşede ağlaşan birilerini gördü.Oraya yöneldi yavaşça.Vardığında bir kadın hariç diğerleri ayağa kalkmış ve onu selamlamışlardı.Başıyla onları selamladıktan sonra kadına yöneldi.En çok ağlayan oydu.Yerdeki yaşlıca birinin üzerine kapanmış hıçkırıklarla ağlıyordu.Durumu anlamıştı Oxios.Yerdeki kişi ölmüştü.Orada geçirdikleri bir yılda başka ölenlerde vardı.Bazısı uyurken bir daha hiç uyanmıyor bazısı ise gün içinde düşüp kalıyordu bir anda.Ölüm.Biliyor muydu ölümü?Daha önceki yaşamında da var mıydı ölüm?Yoksa burada mı tanışmışlardı insanın son uykusuyla?Kadın başını hafifçe kaldırıp ona baktı.Derin bir keder vardı gözlerinde.
-Eşimdi benim.Beraberce yürüyorduk.Sonra birden düştü.Onu uyandıramadım..
-Seni anlıyorum. Dedi fısıltı sayılabilecek bir tonda.Ve devam etti. "Bize izin verde onu son yatağına taşıyalım."
Ölenleri gömmeleri gerektiğini anlamışlardı.Sadece yaydıkları pisliklerden değil ayrıca onları görenler korkuyorlardı.Bu yüzden onları gömüyor ve mezarları üzerine ölüyü simgeleyen bir işaret çiziyorlardı.
Biraz sonra etraftakilerin yardımıyla kazılan mezara yerleştirdiler ölen kişiyi.Oxios elini mezarın üzerinde gezdirip ölenin adını yazıp altına orağa benzer birşey çizdi.Bir çiftçiydi ölen çünkü.Kalkıp kadına döndü.Elini omzuna koyarak
-Buradaki endişelerimiz artık onu vurmayacak.Huzur bulacaktır.Dedi.Sonra tekrar gitmeye niyetlendiği Amortem'e yöneldi.Geride bıraktığı kadının yine ağladığını duyabiliyordu.
Amortem'e vardığında saygılı bir şekilde taşlardan örülü çizgiyi geçti.Bu çizgi Amortem'in olduğu tepeyi etraftan ayırıyordu.Sunağı düşünmek için kullanırdı Oxios.Nedense orada düşünceleri daha berraktı."Şu anda o berraklığa her zamankinden çok ihtiyacım var" Dedi kendi kendine.Üzüntü ve endişe herşeyi daha güç hale getiriyordu.Karşısında oturduğu siyah taşa baktı.Parlaktı ve dümdüzdü.Öyle ki neredeyse kendi yansımasını görebiliyordu üzerinde.
Uyandıkları zamanı hatırladı.Birbirlerine anlamsızca baktıkları,endişenin hakim olduğu anları.Herkes birbirine sorular soruyor,ama gürültüden hiçbirşey anlaşılmıyordu.En az şimdiki kadar endişelidiydiler o zamanda.Sonra Ulyeth gelmiş ve öğüdü vermişti.Ve sakinleşmişti herkes.Sorularının cevaplarını -en azından bir kısmını- almışlardı ve artık daha sakindiler."İşte bu.Cevaplar ve öğüt.Düzeni bunlar sağlıyor işte.İnsanlara neler olduğunu açıkla,ne yapmaları gerektiğini söyle onlarda sakinleşsin." Bunları söyleyince -yani cevabı bulunca- kendi endişesi yok olmuştu işte."Peki onlara vereceğim cevap ne?" Bu kolay olandı.Endişenin kaynağı saldırıya uğrama ihtimaliydi.Eğer Nioxia'ların ne yaptığını bilirlerse endişelenmezlerdi.Ve eğer kendilerini savunabilirlerse onlardan korkmazlardı.Şimdi ne yapması gerektiğini biliyordu işte.Gözcülük işini sürekli hale getirecekti.Bu diğerleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlardı.Savunma içinse erkekleri toplayıp organize etmesi gerekti.Kavga eden birkaç kişi görmüştü.Eğer bu kavga olayını dışarıya yönlendirebilirse savunmayı da bu hallederdi.Ltia ve ekibi gittikleri yolculukta madenleri keskinleştirip sağlam odunların ucuna bağlamışlardı.Bu hem tutunacak bir asaydı hemde vahşi otlar ve hayvanlara karşı koruma ve geçiş sağlamıştı.Bunlardan daha fazla yapıp güçlü olanlara verirlerse pekala yabancılara karşı da koruma sağlardı.Tabi bunun için etrafı iyice gözlemlemeye ve kullanılabilir materyalleri bulmaya ihtiyaç vardı.Burada da Ltia ve eğittiği yardımcıları devreye giriyordu.
Ayrıca yakınlarda pek büyük olmasa da bir orman bulmuşlardı.Onu da nasıl kullanabileceklerine dair birşeyler yapmak lazımdı.Barakalarında odun kullanıyorlardı.O orman pekala odun ihtiyaçlarını karşılayabilirdi.Ayrıca bazı ağaçların meyveleri de vardı.Şüphesiz gözardı edilemeyecek bir kaynaktı orası."Yine çalışacak bir sürü şey." Ama gittikçe daha alışkın hale geliyordu buna.Çünkü birşey farketmişti.Hiçbir iş başlamadan bitmiyordu.
Hamleler :
-> Kaynak Keşfi (Lider Ltia)
-> Kaynak Keşfi
Seçilen Araştırmalar :
-> Ormancılık
Ordu Üretimi :
-> 4xUliosso (Trireme)
-> 9xSavaşçı
Toplam :
-> 4 Gelişim,4 Üretim,14 Askeri
0 yorum: