Meydanın ortasındaki büyük ateş sanki etraftakilerin neşesine katılırmış gibi renkli ve davetkar bir güzellikle yanmaya devam ediyordu.Etrafındaki halk yapılan üretimlerin en güzel mahsullerini büyük bir neşeyle tüketiyor,aralarında sohbet ediyordu.Yetişkinler yaptıkları gözlemleri ve burada geçirdikleri yılların deneyimini birbirleriyle paylaşıyor,küçüklerinse bazıları pekte birşey anlamadıkları bu konuşmaları dinliyor kimileriyse yaşlıların anlattıkları eğlenceli hikayeleri dinleyip masum kahkalarıyla ortamın neşesine neşe katıyordu.
       Oxios'un etrafındaki bazılarıysa hem ziyafetin tadını çıkarıyor hemde halledilmesi gereken işleri konuşuyorlardı.
"Oxios!Bazen liderler bile neşelenmelidir.Hele ki yaşadığımız bereketin senin eserin olduğu düşünülürse en çok neşelenmeyi sen hakediyorsun.Hadi bir gece olsun derin düşünmek yerine biraz eğlen.Olmaz mı?"
       Konuşan Oxiana'dı.Oxios'un eşi olan bu kadın kocasının hem en büyük destekçisi hemde devlet işlerinde yardımcılarından biriydi.Yan yana uyanmışlardı onunla ve o zamandan beri beraberlerdi.Oxios'un aksine daha neşeli bir karakteri vardı.Evinde olduğu zamanın dışında devlet işleriyle ilgilenir halkla sohbetlere katılır onları dinlerdi.Ancak asıl yeteneği devlet işinden çok insanlarla iyi iletişim kurması ve şifacılıktı.Etraftaki bitkilerin yararlarını bilir ve halka şifa vermekte kullanırdı onları.
"Benim eğlenme tarzım bu.Seni izlemek." diye iltifat etmişti Oxios cevap olarak.Eşini çok seviyordu ve bunu dile getirmek hoşuna giderdi.

        Yaptıkları keşifler ve doğayı işlemekte geliştirdikleri yeni beceriler Arcadia halkına büyük bir zenginliğin kapısını açmıştı.Şimdiyse bu berekete bir şükran olarak büyük bir eğlence düzenlenmişti.Fikir Oxiana'dan gelmişti ve Oxios'da bunun yararlı olacağını düşünmüştü.Son on yılda halkın mutluluk düzeyinin herşeyi doğrudan etkilediğini görmüştü çünkü.O akşam düşündüğü şeyse gözcülerin verdiği rapordu.Kuzeybatıda büyük dağ sırasının arkasında garip birşeyler döndüğü kesindi.Dağların üstünü kaplayan kara dumanlar gördüklerini söylemişlerdi.Ayrıca oraya doğru ilerledikçe hem kendilerinin hemde yanlarındaki av hayvanlarının huzursuzlukları artmıştı.Bir şer vardı orada bu açıktı.Ne olduğu bilinmeyen ama tetikte olunması gereken bir şer.Yine de erken karar vermenin yanlış olacağını düşünüyordu Oxios.Evet orada birşeyler oluyordu,belki kötü şeyler ama aradaki dağ sırasının oluşturduğu doğal engelin verdiği güveninde etkisiyle durumu iyice izlemek gerektiğini düşünüyordu."Zamana bırakalım" dedi kendi kendine.

         Ertesi gün akşamki eğlencenin uzun sürmesi nedeniyle her zamanki uyanış vakti biraz geçmişti.Normalde halk güneşin ilk ışıklarıyla beraber uyanır ve günlük çalışmalarına başlarlardı.O günse görevli gözcüler dışındakiler güneş neredeyse tepeye gelene kadar uyumuşlardı.Fakat Oxios onlara dahil olamamıştı.Gözcülerden birinin uyarısıyla erken saatte uyanmıştı."Efendim görmeniz gereken birşey var.İki nioxia.Bu sabah geldiler.Sizinle görüşme talebinde bulundular.Ne yapmamızı istersiniz?"Gözcü biraz da endişeyle sormuştu bunları.Çünkü açık bir gerçek vardı ki Oxios yabancılardan hiç hoşlanmıyordu.Yine de şahsi görüşlerini geri planda tutarak gözcüye yabancıların nerede olduğunu sordu ve birazdan geleceğini haber verdi.
         Gözcünün söylediği yere vardığında sözü geçen iki yabancıyı sedirlerde otururken bulmuştu,Kendilerine ikram edilen meyveleri tadıyorlardı.Nioxia bile olsalar nezaketi ön planda tutmak Arcad'lar için bir gelenekti.Oxios gelince ayağa kalkmışlardı.Bir tanesi hafifçe çekik gözlüydü.Ten rengi diğerine göre hafifçe daha kırmızıydı.Diğer nioxia ise daha açık tenliydi.Arcad halkına biraz daha benziyordu.Oxios ne demesi gerektiğini düşündü bir an.Fakat bir karara varmasına gerek kalmadan açık tenli olan nioxia konuştu."Arcad halkının liderini selamlarım.Sizlere liderimden bir mesajı iletmek için buradayım.".O bunları söyledikten sonra çekik gözlü olan diğer nixoia da benzer şekilde kendini tanıtıp geliş sebebini söylemişti.Bunun üzerine Oxios "Arcadia'ya hoşgeldiniz.İletmek istediğiniz haberler nedir?" diye söze girdi ve devam etti : "Sizlerle ayrı ayrı görüşmek isterim.Kemsith efendiye diyarımızı gezerken eşlik eder misin?" diyerek yanındaki gözcüye koyu tenli nioxia'yı işaret etti.Bir yandan da gözüyle nioxia'ları ölçüyordu.
          Etrafa gönderdiği gözcülerin söyledikleriyle karşılaştırınca çekik gözlü nioxia'nın güneydeki halka mensup olduğunu tahmin etti.Diğeride Amor-eth-in'e epeyce uzak sayılabilecek batıdaki halkı temsilen burada olmalıydı.Diğer elçi Kemsith'le beraber uzaklaştıktan sonra açık tenli olan tahminini doğrulamış ve batıdan geldiğini söylemişti.Anlattıklarına göre lideri kuzeydeki Ölü Krallıkları'nın tehdidine karşı beraber çalışmayı teklif ediyordu."O diyardan şerden başka birşey gelmez.Karanlığa tapar onlar.Liderim Archibald bu şerre karşı birlik olmayı umut ediyor." diyerek tamamlamıştı sözlerini."Ölü Krallıkları.Demek isimleri bu." diye içinden geçirdi Oxios.Nioxia'nın anlattıkları kendi gözcülerinin tarifine uyuyordu."Teklifinizi düşünmek isterim.Eğer birkaç gün misarifirimiz olursanız cevabımı size iletirim." demişti.Daha sonra da bir gözcüye seslenerek görüştüğü elçiye kalacağı yerin gösterilmesini istedi.Ayrıca Kemsith'e haber gönderip diğer elçiyi yanına çağırtmıştı.O'da benzer şeyler söylemiş ve birlikte çalışmayı teklif etmişti ayrıca halkların üretimlerinin takasıyla ilgili bir teklifte yapmıştı.
          Oxios elçilerle görüştükten sonra Amortem'i çevreleyen bahçe evine gitmişti..Geçen yıl Amortem'in etrafına büyük ve güzel bir bahçe yapılmış ve içerisinde Oxios için diğer hepsinden büyük bir ev inşa edilmişti.Evin bir yanında kendisi ve eşi yaşıyor diğer tarafıysa yönetim işleri için kullanılıyordu.Aradan geçen günlerde durumu yardımcılarıyla konuşup sonunda teklifleri kabul etmeyi kararlaştırmışlardı.Ancak Tatar elçisinin takas teklifi oy birliğiyle reddedilmişti.Çünkü hiçkimse nioxia'lardan gelecek birşeye sıcak bakmıyordu.Sonuçta elçilere karar bildirilmiş ve kendi ülkelerine doğru yola çıkmışlardı.Ayrıca yapılan toplantıda Ltia söz almış ve "İzninizle birşey ifade etmek istiyordum.Ben ve ekibim emrettiğiniz çalışmalarda artık bir deneyim sahibi olduk.Fakat bunları daha küçük olanlara aktarmak şu anki durumda zor.Ayrıca şifacılık ve diğer bilgilerinde yayılması gerek.Yaptığımız ön toplantıda bu iş için bir bina yapılıp görevliler tayin edilmesinin iyi olabileceğinde kanaat getirdik." Bu fikir Oxios'un da hoşuna gitmişti."Peki dediğinize katılıyorum.Oxiana bu iş için seni görevlendiriyorum.Genç dimağların eğitiminden sen sorumlusun." diye cevapladı öneriyi.Ve devam etti : "Her alanda en bilge olanları toplamanı istiyorum.Kuracağımız okul ilerleyişimizde sıçrama tahtamız olmalı."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kararın alınmasından yaklaşık 6 ay sonra şehrin güneydeki akarsu yatağına yakın kısmına Amorcion Primio adıyla ilk Arcad okulu kurulmuştu.Alanlarında uzman olanlar burada seçilmiş becerikli zihinlere her türlü bilgiyi aktarıyor,onların doğal yeteneklerini gün ışığına çıkarıp ülkenin hizmetine sunuyorlardı.Oxiana okulun başöğretmeni olmuştu.Öğretime alınacak kişilerde seçici davranıyor herkesi en doğru alanlara yöneltmeye çabalıyordu.Okul sadece yeni zihinleri eğitmekle kalmıyor onlarında katkısıyla çoğu alanda yeni teknikler geliştiriyordu.Yapılan çalışmalar kısa sayılacak sürede sonuç vermiş okulun açılışı üzerinden daha iki yıl geçmeden suyun nesneleri taşıyabilmesini temel alan yeni bir teknik bulunmuş bu sayede ağır cisimlerin su üzerinde dengede kalabilmesi sağlanmıştı.Ayrıca kaynak yönetiminde gelişmeler sağlanmış yeni yöntemlerle ülke zenginliğinin artışı ivme kazanmıştı.Artık herşey rakamlarla ifade ediliyor ve insan zihninden kaynaklı hata payı çok azaltılmış oluyordu.

        Okulun başarıları ve sağladığı gelişmeler tüm halk üzerinde olumlu yansımıştı.Oxios doğru yolda olduklarından emindi.Ulyeth sözünü tutuyordu.Onun izinde oldukları sürece karanlığa gitmeleri olanaksızdı.

Hamleler :
-> Kaynak Keşfi x2 (Lider Ltia) 


Seçilen Araştırmalar :
-> Okullar
-> Denizcilik
-> Diplomasi
-> Matematik


Toplam : 
-> 7 Gelişim,15 Üretim,8 Askeri 

(harca harca bitmiyor arkadaş :P )




-Ne söylediklerini duydun mu?Hiç de uzak olmayan yerlerde başkaları var.O barbarların bize zarar vermek isteyeceklerine eminim.
-Haklısın.Öyle olmasa niye Öğüt bizi uyarsın ki zaten.Öğretmen ne yapıyor anlamıyorum.Nioxia'lar (yabancı olanlara verilen bir ad.) dışardeyken o gün boyu başka şeylerle ilgileniyor.Herkes endişeli.Bende öyleyim.

           Oxios fısıltılaşmalar halinde geçen bu konuşmaları heryerde duyuyordu.Şimdi konuşanlarda yeni bir barınak yapan iki kişiydi.Gönderdiği gözcüler endişe verici şeyler söylemişlerdi.Söylediklerine göre büyük bir anakara üzerindeydiler ve başka ırklarda bulunuyordu bölgede.Haliyle bu durum Öğüt'ün uyarısıyla zaten gergin olan halkı iyice endişeye sürüklemişti.Birşeyler yapmazsa durumun daha kötüye gideceği açıktı."İyide elimden ne gelir.Endişeli bir halk nasıl sakinleştirilir ki?Onlara ne söylemeliyim?Ya da ne yapmalıyım?" Sürekli bu düşüncelerle meşguldü.Halkına yardımcı oluyor onları organize çalışmaya teşvik ediyordu ama endişe arttıkça çalışma hızı da belirgin şekilde azalmıştı."Bunu çözmeliyim." Diye düşündü.Amortem'e gitmeye karar vermişti.Orada düşünecek ve çıkar bir yol arayacaktı.
           Sakin adımlarla yürüdü.Etrafta barınaklarını güçlendiren,günlük işlerle uğraşan bir kaç kişi vardı.Birden uzak olmayan bir köşede ağlaşan birilerini gördü.Oraya yöneldi yavaşça.Vardığında bir kadın hariç diğerleri ayağa kalkmış ve onu selamlamışlardı.Başıyla onları selamladıktan sonra kadına yöneldi.En çok ağlayan oydu.Yerdeki yaşlıca birinin üzerine kapanmış hıçkırıklarla ağlıyordu.Durumu anlamıştı Oxios.Yerdeki kişi ölmüştü.Orada geçirdikleri bir yılda başka ölenlerde vardı.Bazısı uyurken bir daha hiç uyanmıyor bazısı ise gün içinde düşüp kalıyordu bir anda.Ölüm.Biliyor muydu ölümü?Daha önceki yaşamında da var mıydı ölüm?Yoksa burada mı tanışmışlardı insanın son uykusuyla?Kadın başını hafifçe kaldırıp ona baktı.Derin bir keder vardı gözlerinde.
-Eşimdi benim.Beraberce yürüyorduk.Sonra birden düştü.Onu uyandıramadım..
-Seni anlıyorum. Dedi fısıltı sayılabilecek bir tonda.Ve devam etti. "Bize izin verde onu son yatağına taşıyalım."
          Ölenleri gömmeleri gerektiğini anlamışlardı.Sadece yaydıkları pisliklerden değil ayrıca onları görenler korkuyorlardı.Bu yüzden onları gömüyor ve mezarları üzerine ölüyü simgeleyen bir işaret çiziyorlardı.
          Biraz sonra etraftakilerin yardımıyla kazılan mezara yerleştirdiler ölen kişiyi.Oxios elini mezarın üzerinde gezdirip ölenin adını yazıp altına orağa benzer birşey çizdi.Bir çiftçiydi ölen çünkü.Kalkıp kadına döndü.Elini omzuna koyarak
-Buradaki endişelerimiz artık onu vurmayacak.Huzur bulacaktır.Dedi.Sonra tekrar gitmeye niyetlendiği Amortem'e yöneldi.Geride bıraktığı kadının yine ağladığını duyabiliyordu.
          Amortem'e vardığında saygılı bir şekilde taşlardan örülü çizgiyi geçti.Bu çizgi Amortem'in olduğu tepeyi etraftan ayırıyordu.Sunağı düşünmek için kullanırdı Oxios.Nedense orada düşünceleri daha berraktı."Şu anda o berraklığa her zamankinden çok ihtiyacım var" Dedi kendi kendine.Üzüntü ve endişe herşeyi daha güç hale getiriyordu.Karşısında oturduğu siyah taşa baktı.Parlaktı ve dümdüzdü.Öyle ki neredeyse kendi yansımasını görebiliyordu üzerinde.
          Uyandıkları zamanı hatırladı.Birbirlerine anlamsızca baktıkları,endişenin hakim olduğu anları.Herkes birbirine sorular soruyor,ama gürültüden hiçbirşey anlaşılmıyordu.En az şimdiki kadar endişelidiydiler o zamanda.Sonra Ulyeth gelmiş ve öğüdü vermişti.Ve sakinleşmişti herkes.Sorularının cevaplarını -en azından bir kısmını- almışlardı ve artık daha sakindiler."İşte bu.Cevaplar ve öğüt.Düzeni bunlar sağlıyor işte.İnsanlara neler olduğunu açıkla,ne yapmaları gerektiğini söyle onlarda sakinleşsin." Bunları söyleyince -yani cevabı bulunca- kendi endişesi yok olmuştu işte."Peki onlara vereceğim cevap ne?" Bu kolay olandı.Endişenin kaynağı saldırıya uğrama ihtimaliydi.Eğer Nioxia'ların ne yaptığını bilirlerse endişelenmezlerdi.Ve eğer kendilerini savunabilirlerse onlardan korkmazlardı.Şimdi ne yapması gerektiğini biliyordu işte.Gözcülük işini sürekli hale getirecekti.Bu diğerleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlardı.Savunma içinse erkekleri toplayıp organize etmesi gerekti.Kavga eden birkaç kişi görmüştü.Eğer bu kavga olayını dışarıya yönlendirebilirse savunmayı da bu hallederdi.Ltia ve ekibi gittikleri yolculukta madenleri keskinleştirip sağlam odunların ucuna bağlamışlardı.Bu hem tutunacak bir asaydı  hemde vahşi otlar ve hayvanlara karşı koruma ve geçiş sağlamıştı.Bunlardan daha fazla yapıp güçlü olanlara verirlerse pekala yabancılara karşı da koruma sağlardı.Tabi bunun için etrafı iyice gözlemlemeye ve kullanılabilir materyalleri bulmaya ihtiyaç vardı.Burada da Ltia ve eğittiği yardımcıları devreye giriyordu.
           Ayrıca yakınlarda pek büyük olmasa da bir orman bulmuşlardı.Onu da nasıl kullanabileceklerine dair birşeyler yapmak lazımdı.Barakalarında odun kullanıyorlardı.O orman pekala odun ihtiyaçlarını karşılayabilirdi.Ayrıca bazı ağaçların meyveleri de vardı.Şüphesiz gözardı edilemeyecek bir kaynaktı orası."Yine çalışacak bir sürü şey." Ama gittikçe daha alışkın hale geliyordu buna.Çünkü birşey farketmişti.Hiçbir iş başlamadan bitmiyordu.

Hamleler :
-> Kaynak Keşfi (Lider Ltia) 
-> Kaynak Keşfi

Seçilen Araştırmalar :
-> Ormancılık

Ordu Üretimi : 
-> 4xUliosso (Trireme)
-> 9xSavaşçı

Toplam : 
-> 4 Gelişim,4 Üretim,14 Askeri 

Oxios Amortem'de oturmuş,derin bir şekilde düşünüyordu.”Neden ben?”Boş bir çabayla eski hayatında -tabi gerçekten öyle bir hayat varolduysa- ne olduğunu hatırlamaya çalıştı.Ulyeth'in yardımcısı mıydı?Yoksa bir çeşit lider miydi?Önemli biri olmalıydı çünkü böyle bir halka lider seçildiğine göre onlardan üstün olan bir yönü olmalıydı.

-Efendim vakit geldi.Se-Arkon tepedeyken halkı toplayıp size seslenmemi istemiştiniz.(Gördükleri ışık kaynağı yıldızı yani Güneş'i böyle isimlendirmişlerdi.Onların dilinde yeni yıldız anlamındaydı.) Dedi az önce yanına gelen Ltia.

Ltia'yı kendine yardımcı seçmişti.Ulythe gittikten sonraki gün etrafta yürüyüp yaşayabilecek uygun bir yer ararken Ltia etraftaki taş ve malzemelerle yakından ilgilenmiş ve onlar hakkında çeşitli tahminler yürütmüştü.Bazı taşlara bakıp rahat biçimlendirilebilir ,ısıtılmalı gibi tespitler yapmıştı.Onu izleyen Oxius'da Ltia'nın çevre konusunda yetenkli olduğunu anlamıştı.Eğer burada yaşayacaklarsa çevrelerine hakim olmak zorundaydılar.

-Tamam teşekkürler Ltia.

Oxios önde Ltia arkada halkın toplandığı açık alana doğru ilerlediler.İnsanlar kendi aralarında konuşuyor bulundukları yerle ilgili tahminler yürütüyorlardı.Ulyeth gittikten sonra bir şey farketmişlerdi.Hepsi birbirini tanıyordu.Belli ki Ulyeth'in onlardan aldığı bilgiler arasında isimleri ve kim oldukları yoktu.Oxios önlerine gelinceye kadar devam etmişlerdi konuşmaya sonra ise dikkatli bir şekilde onu izlemeye başladılar.

-Selamlar dostlarım.Biliyorum hepinizin aklında sorular var.Cevaplanması gereken sorular.Biliyorum çünkü aynı sorular benimde zihnimi meşgul ediyor.Ne yazık ki sizlerden fazla bir cevabım yok benimde.Ama bu o cevaplara hiç ulaşamayacağımız anlamına gelmiyor.Ama bunun yanında ilgilenmemiz gereken başka şeylerde var.Öğüt artık burada yaşayacağımızı söylüyor.O zaman burayı yaşanabilir yapmalıyız.Yardımcısına dönerek : “Ltia yanına seninle gelmek isteyen birkaç kişi daha al ve etrafı araştırın.Kullanabileceğimiz materyaller var mı öğrenmemiz gerek.Bunu yaparken nasıl işleyebileceğimizi de anlamaya çalışın.” Sonra tekrar halkına hitaben : “Bu yeni diyarda neler olduğunu ve Ulyeth'in söylediği halkların kim olduğunu anlamalıyız.İçimizden birkaç kişinin güneybatı tarafında gözlem yapması gerek.Gönüllü olanlarımız var mı?” Bunun üzerine 4 kişi öne çıktılar. “Çok güzel.Ne gördüğünüzü iyice aklınızda tutun.Burada tutunmak istiyorsak bulunduğumuz yeri iyice bilmemiz lazım” Dedi Oxios.İnsanlara birşeyler yapmalarını söylemek garip şekilde tanıdıktı.Sanki bu iş onun doğal yeteniğiymiş gibi. “Şimdi dağılabiliriz.Unutmayın dostlarım etrafı gözlemeliyiz.” O bunları dedikten sonra geri dönüp Amortem'e yöneldi.Halk da yeniden etrafa yayılıp uğraşmaya ve konuşmaya koyuldu.

Hamleler :
-> Kaynak Keşfi (Lider Ltia) 
-> Dünya Keşfi (Güneybatı)

Seçilen Araştırmalar :
-> Madencilik
-> İdea

Toplam :  
-> 5 Gelişim,5 Üretim 

Lider Üretimi :
-> Ltia (Gelişimci)

Ülke Kartı

Ülke Adı : Arcadia Federasyonu

Hikaye : Arcadion'lar kendi dillerinde “Saklı Ev” anlamına gelen Rein gezegeninde yaşarlardı.Burası galaksinin merkez kısmında bulunan Arkon yıldızının etrafında dolanan tek gezegendi.Tanrı'ları (veya öyle kabul ettikleri) Ulyeth'in rehberliğinde kendilerini bilimin ilerlemesine adamış halde bir yaşam sürerlerdi.Gezegen 51 şehre bölünmüştü.Şehirlerin 50 tanesi Ulyet tarafından görevlendirilen Başöğretmen'ler tarafından yönetilirdi.Başkent Amor-eth-in ise direkt olarak Ulyeth'in yönetimindeydi.Bir gün uzak bir gezegendeki savaştan kaçan biri Rein'e geldi.Kendini Gezgin diye tanıtan bu kişi önce Ulyeth'e hizmetini sundu.Fakat Ulyeth bu kişinin kendi şehrine gelmesini yasaklamıştı.Bunun üzerine Gezgin oraya gitmekten vazgeçip metal çalışmalarıyla bilinen Orth-in'e geldiğinde burayı evi olarak seçti.Yerleştikten sonra şehir halkına silah ve savaş sanatını öğretmeye başladı.Onlara dışarda düşmanlar olduğunu kendilerini savunmaları gerektiğini öğütledi.Zamanla savaş teknolojisi diğer şehirlerede yayılmaya başladı.Her bir şehir en önde olmak istedikleri bu sanatta çalışmaya başladı.Çalışmaların odağı bu alana kaydıkça diğer çalışmalar boşlanmaya başladı.Kendi zekalarına esir düşen Arcadion'lar büyük yıkım silahları geliştirdiler.Ve üzerinlerine düşen hırs sonunda onları birbirleriyle savaşmaya zorladı.Savaşta taraflar yoktu her şehir yalnız başınaydı.Bu nedenle zafer ihtimali olmayan bir savaştı bu.Ulyeth'se onlara Başaöğretmen'ler aracılığıyla öğüt vermek dışında halkının kaderine müdahele etmemişti.Belki onlara kızmış belki de onlara bir ders vermeyi amaçlamıştı.Fakat neden sonra Orth-in şehrinin savaş komutanlığını yapan Gezgin tüm gezegeni yıkıma götürecekken onunla karşı karşıya geldi.Ve bir düelloda onu öldürdü.Fakat Rein onarılamayacak bir zarar görmüştü.Artık Rein'in halkına yurt olamayacağını anlayan Ulyeth,Orth-in dışında her şehirden iki kişiyi seçti ve sadece kendinin bildiği şekilde onları başka bir gezegene gönderdi.Daha sonra ise kendi Rein'i terkedip gezegenin yörüngesini değiştirerek Arkon'a çarpıp yokolmasını sağladı.Sefhon'lar yeni yurtlarına ulaşınca Ulythe onlara son kez göründü ve şöyle dedi : “Eski yurdunuzda bahşetmiş olduğum tüm irfanınızı sizden alıyorum.Bu hem sizin lanetiniz hemde herşeye yeniden başlama fırsatınızdır.Sıfırdan başlayacaksınız herşeye.Eski anıları hatırlamayacaksınız ancak onların gölgesi hep üzerinizde olacak bir uyarıcı gibi.İçinizden biri yanlış bir şey yaparsa bu gölge onu kuşkuya düşürecektir.Burada başka halklarla tanışacaksınız.Ve hatta belki Gezgin'in sizi olmasıyla tehdit ettiği şeyle yani savaşla.Onlara ne olarak baktığınız kaderinize yön verecektir.Bense artık bizzat sizlerin arasında olmayacağım ancak bana gelen yol hala size açık.Bu yoldan size lanet de gelebilir lutüf da.Herşey ilme ve bana olan sadakatinize kalmış durumda.Aranızdan Oxius'u size lider kıldım.Ya hiç olmadığınız gibi yükselecek ya da hatırlanmamak üzere yok olacaksınız.Bu size Son Öğüt'tür.”Ulyeth kaybolduktan sonra bulunduğu tepenin üzerinde yekpare siyah bir taş yükseldi.Üzerinde Son Öğüt kazılıydı.Arcadion'lar taşın olduğu tepeye “Bilim'in Sunağı” anlamında Amortem dediler ve yeni yurtlarını bu tepenin etrafına kurdular.İşte böyle başlar Arcadia'nın öyküsü.

Ülke Karakteristiği : Bilim'i herşeyin temeli kabul ederler.Ulyeth tek tanrı'larıdır.Belli bir ibadet sistemi yoktur.Düşünmeyi en büyük ibadet sayarlar.Doğayı yaşamlarına göre şekillendirmekte ustadırlar.Büyük topraklara hakim olma gibi bir dürtüleri yok.Ulyeth'in öğüdü onları savunma alanında dikkatli olmaya zorluyor.Ayrıca öğüt nedeniyle ve daha önce hiç yabancı halklar tanımadıkları için diğerlerine güvenmiyorlar.Eşitliğin getirdiği denge yaşam felsefeleridir.

Başkent : Amor-eth-in

Lider : Başöğretmen Oxius

Yönetim : Komünizm

Ekonomi : Kapalı Ekonomi

Nufüs : 100 (Amor-eth-in:100)

Din : Niphey Dini (Tek tanrı olarak Ulyeth'i kabul eder,Belli bir ibadet sistemi yoktur.Düşünmenin Ulyeth'e giden yol olduğuna inanılır.)

Eğitim : Aristokratik Eğitim

Tarz : Toprak hakimiyeti yerine fikirlere hükmetmeyi amaçlıyorlar.Ulyeth'in onları diğer halklara öğüt vermek üzere gönderdiği düşüncesi hakim.Askeri olaraksa insan gücü yerine savaş araçlarının üstünlüğüne önem verirler.Çünkü onlara göre insan savaşta kaybedilemeyecek kadar değerlidir.

Yaşam Yeri : Daha çok korunaklı vadiler.Denize çıkış olması önemli.